Zığındere Nuri Yamut Anıtı ve Unutulan Kahramanlar
Gelibolu Yarımadası'nın güney ucunda, Seddülbahir cephesinin çetin muharebelerine tanıklık etmiş Zığındere bölgesinde, yüzbinlerce metrekarelik bir alana yayılan isimsiz şehitlikler üzerine kurulu Nuri Yamut Anıtı, adını 1961-1965 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan Orgeneral Nuri Yamut'tan almaktadır. Ancak bu anıt, Yamut Paşa'nın kahramanlıklarından ziyade, Seddülbahir cephesinde, özellikle Kerevizdere ve Zığındere muharebelerinde, isimleri dahi tespit edilememiş on binden fazla Mehmetçiğin fedakarlığını sembolize eder. Bu bölge, 25 Nisan 1915'te başlayan Gelibolu çıkarmasının ardından, müttefik kuvvetlerin ilk ve en şiddetli direnişle karşılaştığı noktalardan biri olmuştur.
Zığındere ve Kerevizdere, Çanakkale Savaşları'nın Güney Cephesi'nde, Fransız ve İngiliz kuvvetlerinin Gelibolu Yarımadası'na ilk ayak bastığı Seddülbahir bölgesinin savunmasında kritik rol oynayan iki vadi adıdır. Bu vadiler, 1915 yılı Haziran ve Temmuz aylarında, Türk savunma hatlarının en yoğun saldırılara maruz kaldığı, siper savaşlarının en acımasız örneklerinin yaşandığı alanlardı. Anıtın bulunduğu nokta, bugün ziyaretçilerine o günlerin çetin mücadelesini düşündürmenin yanı sıra, binlerce isimsiz kahramanın ebedi istirahatgâhı olduğunu da fısıldar.
Güney Cephesi'nin Kilit Bölgesi: Seddülbahir
Çanakkale Savaşları'nda Seddülbahir cephesi, 25 Nisan 1915 sabahı başlayan İngiliz ve Fransız çıkarma operasyonlarının ana hedeflerinden biriydi. Bu bölge, Çanakkale Boğazı'nın girişini kontrol eden kritik bir konumdaydı ve müttefik kuvvetler için İstanbul yolunu açma stratejisinin ilk adımıydı. Özellikle V, W, X, Y ve Z olarak adlandırılan plajlara yapılan çıkarmalar, Türk savunmasının o günkü komutanı Yarbay Halil Sami Bey komutasındaki 26. Piyade Alayı'nın direnişiyle karşılaşmıştı. Ancak sayıca ve teçhizatça üstün düşman karşısında, Türk askerleri büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmıştı.
Seddülbahir bölgesinin stratejik önemi, Gelibolu Yarımadası'nın en dar ve topografik olarak en zorlu kısımlarından biri olmasından kaynaklanmaktaydı. Buradaki Türk savunması, hem Boğaz geçişini engelleme hem de düşman birliklerinin iç bölgelere ilerlemesini durdurma açısından hayatiydi. Bölgeyi çevreleyen derin vadiler ve sarp yamaçlar, hem savunma hem de taarruz için doğal engeller oluşturmaktaydı. Bu doğal engeller, özellikle Kerevizdere ve Zığındere gibi noktalarda, siper savaşlarının aylarca sürmesine yol açacaktı.
Kerevizdere Muharebeleri: Haziran 1915'in Kanlı Hesaplaşması
Kerevizdere, Seddülbahir cephesinin kuzeydoğu kesiminde yer alan, derin bir vadidir. Buradaki muharebeler, özellikle 28 Haziran 1915 tarihinde başlayan ve yaklaşık iki hafta süren yoğun çatışmalarla tarihe geçmiştir. Fransız Doğu Ordusu, Türk savunma hatlarını yarmak ve Kilitbahir Platosu'na doğru ilerlemek amacıyla bu bölgeye şiddetli taarruzlar düzenlemiştir. Türk tarafında 1. Kolordu'ya bağlı birlikler, Yarbay Mehmet Şefik (Aker) Bey komutasında, olağanüstü bir direniş sergilemiştir.
28 Haziran'daki Fransız taarruzu, yoğun topçu ateşi ve ardından gelen piyade hücumlarıyla başlamıştır. Türk siperleri, günlerce süren bombardımanlara ve süngü hücumlarına maruz kalmıştır. Bu muharebeler sırasında, özellikle 2. Tümene bağlı birlikler, mevzilerini korumak için son derece kritik görevler üstlenmiştir. Kerevizdere'deki çatışmalarda, Türk tarafı yaklaşık 6.000 şehit ve yaralı verirken, Fransızlar da benzer oranlarda kayıplar yaşamıştır. Bu, Çanakkale Cephesi'nin en kanlı siper savaşlarından biri olarak kayıtlara geçmiştir.
Zığındere Muharebeleri: Temmuz 1915'in İsimsiz Kurbanları
Kerevizdere'deki şiddetli çatışmaların ardından, yaklaşık iki hafta sonra, 12-13 Temmuz 1915 tarihlerinde bu kez Zığındere bölgesinde büyük bir taarruz başlatılmıştır. Zığındere, Kerevizdere'nin hemen batısında yer alan ve yine stratejik öneme sahip bir vadidir. Bu taarruz, özellikle Fransız kuvvetlerinin güney cephesindeki ilerleme çabalarının bir parçasıydı. Türk tarafında ise 1. Kolordu'ya bağlı 3. ve 11. Tümenler, düşman hücumlarına karşı koymaktaydı.
Zığındere muharebeleri, Çanakkale Savaşları'nın en büyük insan kaybının yaşandığı, kayıpların sağlıklı bir şekilde tespit edilemediği ve bu nedenle ‘kayıtsız Mehmetçikler’ kavramının ortaya çıktığı çatışmalardır. Sadece 12-13 Temmuz tarihlerindeki bu iki günlük muharebede, Türk tarafının 10.000'den fazla şehit verdiği tahmin edilmektedir. Bu korkunç rakam, o günkü koşullarda defnedilemeyen, toplu mezarlara ya da savaş alanında kaybolan binlerce askeri içermektedir. Fransız kuvvetleri de bu taarruzda yaklaşık 6.000 kayıp vermiştir. Zığındere Nuri Yamut Anıtı, işte bu on binlerce isimsiz kahramanın hatırasını yaşatmak amacıyla dikilmiştir.
Komutan Nuri Yamut Paşa ve Anıtın Felsefesi
Zığındere Nuri Yamut Anıtı, adını dönemin önemli komutanlarından Orgeneral Nuri Yamut'tan alsa da, anıtın gerçek anlamı, isimsiz şehitlerin anısını onurlandırmaktır. Nuri Yamut Paşa, Çanakkale Savaşı'nda doğrudan muharip bir rolde yer almamış olsa da, Türkiye Cumhuriyeti'nin askeri tarihinde önemli bir yere sahiptir. 1960 İhtilali sonrası Genelkurmay Başkanlığı görevini üstlenmiş, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin modernizasyonunda önemli adımlar atmıştır. Anıtın onun adıyla anılması, belki de dönemin devlet aklının, savaşın isimsiz kahramanlarını temsil edecek, onlara bir ‘kimlik’ atfedecek bir figür arayışının sonucuydu.
Anıtın felsefesi, savaşın en karanlık anlarında dahi vatan savunması için canını feda eden, ancak isimleri, rütbeleri, memleketleri belli olmayan askerlerin varlığını toplumsal belleğe kazımaktır. Zığındere Nuri Yamut Anıtı, bu bağlamda, Çanakkale'de verilen mücadelenin sadece komutanların değil, en alt rütbeden askerin de fedakarlığıyla kazanıldığını gösteren önemli bir semboldür. Anıt, sade ve etkileyici mimarisiyle, ziyaretçilerine o günlerin ağırlığını ve fedakarlığını hissettirmeyi amaçlar.
Zığındere Nuri Yamut Anıtı'nı Ziyaret
Zığındere Nuri Yamut Anıtı, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içerisinde, Seddülbahir Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Anıta ulaşım, Çanakkale merkezden veya Eceabat'tan araçla sağlanmaktadır. Çanakkale Boğazı'nın batı yakasında yer alan Seddülbahir, anıtın bulunduğu bölgeye yaklaşık 45 kilometrelik bir mesafededir. Anıt, ziyaretçilere yılın her günü açıktır ve herhangi bir giriş ücreti bulunmamaktadır. Bölgeyi ziyaret ederken, Kerevizdere ve Zığındere vadilerine inerek o günkü coğrafyayı daha yakından deneyimlemek mümkündür.
Anıt çevresinde, bölgedeki muharebelerin izlerini gösteren siper kalıntıları ve diğer anıtlar da bulunmaktadır. Zığındere Nuri Yamut Anıtı'nı ziyaret edenler, bölgenin tarihsel atmosferini daha iyi anlamak için yakındaki diğer anıt ve şehitlikleri de programlarına dahil edebilirler. Özellikle Ertuğrul Koyu'ndaki Yahya Çavuş Şehitliği ve Seddülbahir Kalesi gibi noktalar, bu bölgedeki savaşın bütüncül bir resmini sunar. Ziyaretçilerin fotoğraf çekmek için uygun birçok nokta bulacağı bu anıt çevresinde, tarihi dokuya zarar vermeden hareket etmek büyük önem taşır.
Zığındere ve Çanakkale Cephesi'nin Genel Stratejisi
Zığındere ve Kerevizdere muharebeleri, Çanakkale Cephesi'nin genel stratejisi içinde kritik bir yere sahipti. Müttefik kuvvetler, Seddülbahir'i ele geçirerek Boğaz'ı açmayı ve İstanbul'u tehdit etmeyi amaçlıyorlardı. Ancak Türk kuvvetlerinin bu bölgelerdeki inatçı savunması, düşmanın ilerlemesini durdurarak, cephenin bir siper savaşına dönüşmesine neden oldu. Bu durum, müttefiklerin genel stratejisini bozan önemli bir faktördü.
Güney Cephesi'ndeki bu şiddetli mücadeleler, Anafartalar ve Conkbayırı gibi daha sonraki büyük muharebelerin de zeminini hazırlamıştır. Düşman, Seddülbahir'de istediği başarıyı elde edemeyince, Gelibolu Yarımadası'nın başka noktalarında yeni çıkarmalar yapmak zorunda kalmıştır. Bu da Türk savunmasının, düşmanın hareket kabiliyetini kısıtlama ve kaynaklarını tüketme stratejisinin bir parçasıydı. Zığındere, bu stratejik önemin en somut kanıtlarından biridir.
Sonuç: İsimsiz Kahramanlara Minnet Borcu
Zığındere Nuri Yamut Anıtı, Çanakkale Savaşları'nın Güney Cephesi'nde verilen çetin mücadelelerin ve binlerce isimsiz Mehmetçiğin fedakarlığının en güçlü sembollerinden biridir. Bu anıt, sadece bir taş ve mermer yığını değil, aynı zamanda tarihin tozlu sayfalarında kalmış, ancak vatanları için canlarını hiçe saymış kahramanlara duyulan sonsuz minnetin bir ifadesidir. Ziyaretçiler, burada adım attıkları her toprak parçasında, o günlerin acısını ve gururunu bir arada hissederler.
Bu özel bölgeyi gezmek, Çanakkale ruhunu derinden kavramak için eşsiz bir fırsattır. Tarihi Gelibolu Yarımadası'nda düzenlenecek bir rehberli ziyaret, bu derin tarihi katmanları anlamak ve isimsiz şehitlerimizin mirasını gelecek nesillere aktarmak adına büyük önem taşır. Zığındere Nuri Yamut Anıtı, sadece bir anıt değil, aynı zamanda bir ibret vesikası ve sonsuz bir saygı duruşudur.
Kaynak: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı — Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı (ÇATAB), Resmî Yayınlar ve Arşiv. canakkaletarihialan.gov.tr


