Çanakkale Savaşı'nın Anadolu Yakası: Kumkale, İntepe ve Unutulan Cephe
Çanakkale Savaşı

Çanakkale Savaşı'nın Anadolu Yakası: Kumkale, İntepe ve Unutulan Cephe

ŞT

Şehitlik Turu

7 dk okuma1

Çanakkale Savaşı denince hafızalarda ilk canlanan yer, Gelibolu Yarımadası'dır: Anzak Koyu, Conkbayırı, Seddülbahir... Oysa Çanakkale Boğazı'nın iki yakası vardır ve zaferin hikâyesi yalnızca Avrupa (Gelibolu) yakasında yazılmadı. Boğaz'ın karşı kıyısında, bugün Troya antik kentinin ve Karamenderes Ovası'nın uzandığı Anadolu (Asya) yakasında da toplar gürledi, mayınlar döküldü ve şehitler verildi. Ne var ki bu cephe, çok daha uzun ve kanlı süren Gelibolu muharebelerinin gölgesinde kalarak zamanla "unutulan cephe" hâline geldi.

sehitlikturu.gen.tr olarak bu yazımızda, Çanakkale Savaşı'nın az bilinen Anadolu yakasını ele alıyoruz: Boğaz girişini koruyan Kumkale ve Orhaniye tabyalarını, 18 Mart Deniz Zaferi'nde kritik rol oynayan Erenköy mayın hattı ile İntepe bataryalarını, 25 Nisan 1915'teki Fransız Kumkale çıkarmasını ve bu topraklarda yatan şehitlerimizin sessiz anıtlarını. Amacımız, Boğaz'ın Anadolu kıyısındaki bu kahramanlık sayfalarını yeniden hatırlamak ve gezinizi Gelibolu'nun ötesine taşımaktır.

Boğaz'ın İki Yakası: Anadolu Cephesi Neden Önemliydi?

Çanakkale Boğazı'nı zorlamak isteyen düşman donanması için ilk engel, Boğaz'ın Ege'ye açılan girişindeki Dış İstihkâmlar (Methal Grubu) idi. Bu tabyalar iki yakaya dağılmıştı: Avrupa (Gelibolu) yakasında Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları; Anadolu (Asya) yakasında ise Kumkale ve Orhaniye (Mecidiye) tabyaları yer alıyordu. Yani Boğaz'ın kilidi, tek bir kıyıda değil, karşılıklı iki yakanın toplarıyla birlikte tutuluyordu.

Anadolu yakasındaki Orhaniye Tabyası, Kumkale Burnu yakınında Boğaz girişini gözetliyor; düşman gemileri menzile girdiğinde Anadolu kıyısından ilk yanıtı verenlerden biri oluyordu. Bu yönüyle Anadolu cephesi, Gelibolu'daki asıl savunmayı tamamlayan, onsuz olunamayacak bir kanattı. Boğaz'ın giriş savunması hakkında daha fazlası için Çanakkale kaleleri yazımıza göz atabilirsiniz.

3 Kasım 1914 ve 19 Şubat 1915: İlk Bombardımanlar

Anadolu yakasının ateşle ilk imtihanı, savaşın erken günlerinde yaşandı. 3 Kasım 1914 öğleden sonrasında, Boğaz girişinde beliren İngiliz-Fransız savaş gemileri dış tabyaları yaklaşık on yedi dakika boyunca bombaladı; Türk tabyaları da karşılık verdi. Bu, henüz resmî savaş ilanından önce gelen sert bir habercisiydi.

Asıl büyük darbe ise 19 Şubat 1915'te geldi. Müttefik filo, Boğaz önünde konuşlanarak sabah saatlerinden itibaren gün boyu süren bir bombardıman başlattı. Bu yoğun ateş sonucunda hem Anadolu hem de Avrupa yakasının dış tabyaları — Orhaniye, Ertuğrul ve Seddülbahir — neredeyse tümüyle tahrip oldu. Ancak bu, savunmanın sonu değil, çok daha etkili bir mücadelenin başlangıcı olacaktı.

Erenköy Mayın Hattı ve 18 Mart: Anadolu Kıyısının Zaferdeki Payı

18 Mart 1915 Deniz Zaferi'nin en belirleyici unsurlarından biri, doğrudan Anadolu yakası kıyısında hazırlandı. 7-8 Mart 1915 gecesi, Nusret mayın gemisi, düşman donanmasının Boğaz içinde dönüş ve manevra için kullandığı Erenköy Koyu açıklarına — yani Anadolu kıyısına paralel bir hatta — sessizce 26 mayın döktü. Bu hat, o güne dek taranan sahaların dışında kaldığı için müttefikler tarafından fark edilmedi.

18 Mart günü Boğaz'ı zorlayan müttefik filosu, tam da bu sularda ağır kayıplar verdi. Fransız zırhlısı Bouvet, ateş altında hasar aldıktan sonra geri çekilirken Erenköy Koyu'nda Nusret'in döktüğü mayınlardan birine çarparak birkaç dakika içinde, mürettebatının büyük kısmıyla birlikte sulara gömüldü. Nusret'in bu efsanevi görevi hakkında ayrıntılı bilgi için Nusret Mayın Gemisi rehberimize bakabilirsiniz.

Mayın hattı tek başına iş görmedi. Anadolu yakasındaki Karanlık Liman (Erenköy) Bataryası ile İntepe çevresine yerleştirilen hareketli obüs bataryaları, düşman gemilerini sürekli ateş altında tuttu. Sabit tabyaların aksine yer değiştirebilen bu seyyar obüsler, müttefik gemilerinin nişan almasını güçleştirerek donanmanın Boğaz içindeki hareket alanını daralttı. Böylece 18 Mart zaferi, Gelibolu kadar Anadolu kıyısının da eseri oldu.

Kumkale Muharebesi (25 Nisan 1915): Fransız Çıkarması

Deniz harekâtının başarısızlığa uğramasının ardından müttefikler kara çıkarmalarına yöneldi. 25 Nisan 1915 sabahı, Gelibolu'daki asıl çıkarmalarla (Arıburnu ve Seddülbahir) aynı gün, bir Fransız kuvveti Boğaz'ın Anadolu yakasındaki Kumkale'ye çıktı. Bu, asıl çıkarmaları destekleyen bir şaşırtma (oyalama) harekâtıydı; ayrıca Anadolu yakası Osmanlı topçusunun, karşı kıyıda Seddülbahir'e çıkan birlikleri vurmasını engellemek amaçlanıyordu.

Çıkarma kuvveti, büyük bölümü Senegalli (Batı Afrikalı) sömürge askerlerinden oluşan 6. Karma Sömürge Alayı'nın taburlarıydı; toplam yaklaşık 2.800 asker Albay Ruef komutasında, kruvazör ve muhriplerin ateş desteğiyle harekete geçti. Güçlü akıntı nedeniyle çıkarma ancak sabah saat 10.00 civarında yapılabildi. Karşılarında ise Yarbay Nurettin Bey komutasındaki 11. Tümen'e bağlı 39. Alay birlikleri vardı.

Kısa sürede kızışan çarpışmalarda Fransızlar bir köprübaşı kurmayı başardıysa da, Osmanlı direnişi ve gece boyu süren karşı taarruzlar karşısında konumlarını koruyamadılar. Sonuçta müttefik komuta, çıkarmanın sürdürülemez olduğuna karar verdi ve Fransız birlikleri 26-27 Nisan gecesi Kumkale'yi tahliye ederek Seddülbahir cephesine kaydırıldı. Çarpışmalarda her iki taraf da ağır kayıplar verdi; rakamlar kaynaklara göre değişmekle birlikte Osmanlı kayıplarının binin üzerinde olduğu aktarılır. Böylece Anadolu yakasındaki tek büyük kara muharebesi, iki günde Osmanlı lehine sonuçlandı.

Anadolu Yakasının Sessiz Şehitlikleri

Bu topraklarda çarpışan ve şehit düşen askerlerimiz, bugün Kumkale Ovası'na dağılmış mütevazı şehitliklerde yatıyor. Gelibolu'daki büyük anıtların aksine, bu şehitlikler uzun süre gözlerden uzak kaldı.

Kumkale (İntepe) Batarya Şehitliği, Kumkale Ovası'nda, 25 Nisan 1915'te Anadolu sahiline çıkan düşmana karşı koyan ve sonraki günlerde denizden açılan ateşle şehit olan batarya personeli için düzenlenmiştir; alan taramalarında yaklaşık 26 mezar yeri tespit edilmiştir. Halileli Batarya Şehitliği ise, Halileli köyü yakınında, denizden yapılan bombardımanda şehit olan topçu erlerinin defnedildiği bir alandır. Yeri uzun yıllar bilinmeyen bu şehitliğin konumu, arşiv belgelerinin incelenmesiyle yaklaşık 109 yıl sonra, 2024 yılında Prof. Dr. Murat Karataş'ın çalışmalarıyla yeniden belirlenmiştir. Bu şehitlikler, "unutulan cephe"nin en somut ve en dokunaklı tanıklarıdır.

Turgut Reis Tabyası: Savaştan Sonra Yükselen Bir İstihkâm

Anadolu yakasının stratejik önemi, Çanakkale Savaşı'yla sona ermedi. Güzelyalı yakınlarındaki Çamtepe mevkiinde bulunan Turgut Reis Tabyası, bu sürekliliğin en güzel örneğidir. Sık karıştırılan bir noktayı netleştirelim: Turgut Reis Tabyası 1915 muharebelerine katılmamıştır. Tabya, adını verdiği Turgut Reis zırhlısından sökülen iki adet 28'lik topla, 1938-1940 yılları arasında, yani savaştan çeyrek yüzyıl sonra, Boğaz savunmasını güçlendirmek için inşa edilmiştir.

Dolayısıyla Turgut Reis Tabyası'nı, 1915'in bir savaş mevzii olarak değil; Anadolu yakasının Cumhuriyet döneminde de korunan stratejik değerini gösteren, İki Dünya Savaşı arası dönemden kalma bir Boğaz istihkâmı olarak görmek doğru olur. Bugün ormanlık bir alanda, dönemin kıyı savunma mimarisinin sağlam bir örneği olarak ayaktadır.

Kumkale ve Troya: Tarihin İç İçe Geçtiği Topraklar

Anadolu yakasını benzersiz kılan bir başka özellik, bu toprakların binlerce yıllık tarihi aynı manzarada barındırmasıdır. Kumkale, antik çağda Skamandros adıyla bilinen Karamenderes Nehri'nin Boğaz girişindeki ağzında yer alır ve bugün Troya Tarihi Milli Parkı sınırları içindedir. Yani 1915'te Fransız birliklerinin çıktığı kıyı, Homeros'un İlyada'sında anlatılan Troya Savaşı'nın geçtiği ovanın hemen yanı başındadır.

Bu iç içe geçmişlik, Anadolu yakası gezisini eşsiz kılar: aynı gün içinde hem 3.000 yıllık bir destanın hem de bir asır önceki bir kahramanlığın izini sürebilirsiniz. Şehitlik turunuzu Troya ile birleştirmek, tarihi bütünlüklü görmenin en güzel yollarından biridir.

Anadolu Yakasını Nasıl Ziyaret Edersiniz?

Anadolu yakasındaki noktalar, Çanakkale şehir merkezinin güneybatısında, Ege kıyısı boyunca uzanır. Kumkale, İntepe ve Erenköy hattı; Troya Milli Parkı ile aynı güzergâh üzerinde olduğundan, tek bir gezi planına rahatça sığar.

  • Ulaşım: Çanakkale merkezden güneye, Troya ve Geyikli yönünde ilerleyerek Kumkale-İntepe hattına ulaşabilirsiniz; özel araç en pratik seçenektir.
  • Rota önerisi: Kumkale ve Anadolu yakası şehitliklerini, Troya antik kenti ile aynı günde birleştirin; böylece Boğaz'ın iki yakasını da bütünlüklü kavrarsınız.
  • Rehberli tur: Anadolu yakasının hikâyesi, sabit tabelaların ötesinde bir anlatı ister. Alanı doğru okumak için rehber eşliğinde gezmek, bu "unutulan cephe"yi çok daha anlamlı kılar.

Boğaz'ın Avrupa yakasındaki şehitliklerle Anadolu yakasını birlikte kapsayan bir program için Çanakkale şehitlik turu rotası yazımız iyi bir başlangıç noktası olacaktır.

Sık Sorulan Sorular

Çanakkale Savaşı'nın Anadolu yakası neresidir?

Anadolu (Asya) yakası, Çanakkale Boğazı'nın Gelibolu Yarımadası'nın karşısındaki kıyısıdır. Kumkale, İntepe, Erenköy ve Orhaniye bu yakada yer alır ve bugün büyük ölçüde Troya Tarihi Milli Parkı ile aynı coğrafyaya denk gelir.

Kumkale Muharebesi ne zaman ve kimler arasında oldu?

Kumkale Muharebesi, 25 Nisan 1915'te başladı. Büyük bölümü Senegalli sömürge askerlerinden oluşan bir Fransız kuvveti Kumkale'ye çıktı; bu, Gelibolu'daki asıl çıkarmaları destekleyen bir şaşırtma harekâtıydı. Osmanlı birliklerinin direnişi karşısında Fransızlar 26-27 Nisan gecesi bölgeyi tahliye etti.

18 Mart Zaferi'nde Anadolu yakasının rolü neydi?

Nusret mayın gemisinin Erenköy Koyu'na döktüğü mayın hattı, Anadolu kıyısı açıklarındaydı ve Bouvet gibi zırhlıların batmasında belirleyici oldu. Ayrıca İntepe çevresindeki hareketli obüs bataryaları düşman donanmasını sürekli taciz ederek zafere önemli katkı sağladı.

Anadolu yakasında hangi şehitlikler bulunur?

Başlıca Kumkale (İntepe) Batarya Şehitliği ve Halileli Batarya Şehitliği yer alır. Bu şehitlikler, denizden yapılan bombardımanlarda ve Kumkale çıkarmasına karşı koyarken şehit olan topçu erlerimizi barındırır.

Turgut Reis Tabyası Çanakkale Savaşı'nda kullanıldı mı?

Hayır. Turgut Reis Tabyası, 1915 muharebelerine katılmadı; Turgut Reis zırhlısından sökülen toplarla 1938-1940 yılları arasında, savaştan sonra inşa edildi. Anadolu yakasının Cumhuriyet dönemindeki stratejik önemini gösteren bir istihkâmdır.

anadolu yakasıkumkale muharebesiintepe bataryasıerenköy mayın hattıkumkale çıkarmasıçanakkale savaşıunutulan cephe

Bu yazıyı paylaş