19 Mayıs 1915 Çanakkale: Gelibolu'nun Kanlı Taarruz Günü
Çanakkale Savaşı

19 Mayıs 1915 Çanakkale: Gelibolu'nun Kanlı Taarruz Günü

Serhat Özçelik

7 dk okuma76

19 Mayıs 1915: Gelibolu Yarımadası'nda Bir Hesaplaşma Günü

Gelibolu Yarımadası, 1915 yılının bahar aylarında tarihinin en kanlı günlerine tanıklık ediyordu. 25 Nisan 1915'te başlayan müttefik çıkarmaları sonrası şiddetli siper savaşlarına dönüşen Çanakkale Savaşı'nda, 19 Mayıs 1915 tarihi, Osmanlı 5. Ordu'sunun giriştiği büyük bir karşı taarruzun günü olarak kayıtlara geçmiştir. Bu taarruz, muharebeye katılan asker sayısı ve verilen zayiat açısından savaşın en kritik ve en maliyetli günlerinden biriydi. O günün şafağında, seddülbahir cephesinin kuzey kesiminde, Arıburnu ve Anafartalar arasındaki 6.5 kilometrelik cephe hattında yaklaşık 42.000 Osmanlı askeri, İtilaf Kuvvetleri'ne karşı topyekûn bir saldırıya kalkışacaktı. Bu hamle, savaşın gidişatını etkileme potansiyeli taşıyan büyük bir kumardı.

Arka Plan: Neden Bir Büyük Taarruz Kararı Alındı?

Nisan 1915 sonları ve Mayıs başlarında, Arıburnu cephesinde İtilaf Kuvvetleri'nin, özellikle Anzakların, tutundukları sarp arazide sürekli mevzi güçlendirmesi ve zaman zaman ileri hareketlenmeleri, Osmanlı komutanlığını endişelendiriyordu. Özellikle Kocaçimen Tepe ve Conkbayırı gibi stratejik öneme sahip noktaların tehdit altında olması, 5. Ordu Komutanı Alman General Liman von Sanders'i ve Osmanlı komutan kadrosunu harekete geçirdi. Anzaklar, özellikle 25 Nisan çıkarmasından sonra hızla ilerleyememiş olsalar da, Çanakkale Boğazı'nı tehdit eden bir konumda bulunuyorlardı. Bu durum, cephedeki dengeyi değiştirecek büyük bir operasyonun gerekliliğini ortaya koyuyordu. Osmanlı Kurmayları, düşmanı denize dökmek veya en azından önemli ölçüde geri püskürtmek amacıyla kapsamlı bir plan hazırlığına girişti.

Taarruz Öncesi Durum ve Hazırlıklar

Mayıs ayının ilk haftalarından itibaren, taarruz için yoğun hazırlıklar başladı. Özellikle topçu birliklerinin pozisyonları güçlendirildi, cephane ve mühimmat sevkiyatı hızlandırıldı. Mevcut birliklerin yorgunluk seviyesi yüksek olmasına rağmen, askerler büyük bir moral ve azimle taarruza hazırlanıyordu. Osmanlı istihbaratı, düşman mevzileri hakkında detaylı bilgi toplamaya çalışıyor, ancak Anzak siperlerinin karmaşık yapısı ve iyi tahkim edilmiş olması, bu bilgilerin doğruluğunu sınırlıyordu. Taarruzun ana amacı, düşmanı şaşırtmak ve kısa sürede ilerleyerek stratejik tepeleri geri almaktı. Ancak bu, Gelibolu'nun zorlu coğrafyasında oldukça güç bir girişimdi.

19 Mayıs 1915 Sabahı: Kanlı Şafak

19 Mayıs 1915 sabahı, saat 03:30'da Osmanlı topçusu, Anzak siperlerini yoğun bir ateş altına aldı. Bu, taarruzun başlangıç işaretiydi. Topçu ateşi kısa sürdü ve ardından saat 04:00'te 5. Ordu'nun piyade birlikleri, önceden belirlenen hedeflere doğru ileri atıldı. Taarruza katılan başlıca birlikler arasında 1. Kolordu'dan 1. Tümen, 2. Tümen ve 3. Tümen; 2. Kolordu'dan ise 4. Tümen ve 5. Tümen bulunuyordu. Yaklaşık 42.000 kişilik bu kuvvet, geniş bir cephe hattında, düşman siperlerine doğru koşmaya başladı. Hedef, Kocaçimen Tepe, Conkbayırı ve Kanlısırt gibi kilit noktaları ele geçirmekti. Ancak Anzaklar, Türk taarruzunu bekliyorlardı ve iyi tahkim edilmiş siperlerinde mevzilenmişlerdi.

Muharebenin Şiddeti ve Kayıplar

Türk askerleri, yoğun mitralyöz ve tüfek ateşi altında, tel örgülerle çevrili düşman siperlerine ulaşmaya çalıştı. Ancak Anzakların savunması çok güçlüydü ve taarruz, kısa sürede büyük kayıplarla karşılaştı. Özellikle, ilk saldırı dalgası büyük zayiat verdi. Bazı bölgelerde kısmi başarılar elde edilse de, genel olarak taarruz, Anzak siper hattını yarmakta başarısız oldu. Gün boyunca devam eden kanlı çatışmalarda, siperler el değiştirdi, ancak kalıcı bir ilerleme sağlanamadı. Öğleden sonra, Liman von Sanders taarruzun durdurulması emrini verdi. Bu emir, cephedeki karmaşa ve iletişimsizlik nedeniyle bazı birliklere geç ulaştı ve çatışmalar gece geç saatlere kadar yer yer devam etti.

19 Mayıs 1915, Çanakkale Savaşı'nın en fazla zayiat verilen günü olarak tarihe geçti. Sadece bir gün içinde, Osmanlı tarafı yaklaşık 10.000 askerini şehit veya yaralı olarak kaybetti. Bu sayı, taarruza katılan her dört askerden birinin muharebe dışı kalması anlamına geliyordu. Anzak kayıpları ise yaklaşık 700 civarındaydı. Bu durum, Osmanlı ordusunun o günkü taarruz planının ne kadar zorlu ve maliyetli olduğunu açıkça göstermektedir. Bu ağır kayıplar, cephedeki morali geçici olarak düşürse de, Türk askeri yılmadan mücadelesini sürdürecekti. Birçok kahraman, o gün canını feda ederek adını tarihe yazdırdı.

Mustafa Kemal'in Rolü ve Savaşın Gidişatına Etkisi

19 Mayıs 1915 taarruzunda, 19. Tümen komutanı Yarbay Mustafa Kemal, kritik bir rol oynamıştır. Daha önce Conkbayırı ve Kocaçimen Tepe savunmasında gösterdiği başarılarla öne çıkan Mustafa Kemal, bu taarruzda da birliklerinin başında bizzat yer almıştır. Onun öngörüsü ve muharebe tecrübesi, özellikle kuzey cephesindeki bazı bölgelerde yaşanan geri çekilmelerin önlenmesinde etkili olmuştur. Mustafa Kemal, taarruzun başarısız olacağını önceden tahmin etse de, komuta kademesinin emrine uymuş ve birliklerini en iyi şekilde sevk ve idare etmiştir. Onun liderliği ve cesareti, birçok askere ilham kaynağı olmuştur.

19 Mayıs taarruzu, İtilaf Kuvvetleri'ne büyük bir darbe indiremese de, onlara da önemli bir ders vermiştir. Türk ordusunun direniş gücünü ve kararlılığını bir kez daha gösteren bu taarruz, düşman komutanlığını Türk savunma hattının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha anlamaya itmiştir. Bu tarihten sonra Anzaklar, büyük çaplı taarruzlardan kaçınarak daha çok mevzi güçlendirme ve yerel saldırılarla yetineceklerdir. 1915 yılı boyunca sürecek olan bu siper savaşı, her iki taraf için de yıpratıcı olacaktı. Ancak Türk askerinin azmi, hiçbir zaman kırılmayacaktı.

Bugün Gelibolu'da 19 Mayıs 1915 İzlerini Sürmek

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, 19 Mayıs 1915 olaylarının yaşandığı birçok noktayı bünyesinde barındırır. Özellikle Anzak Koyu'ndan Kocaçimen Tepe'ye uzanan hatta, o günkü çatışmaların izlerini görmek mümkündür. Ziyaretçiler, muharebelerin geçtiği siper hatlarını, şehitlikleri ve anıtları gezerek o gün yaşananları daha iyi anlayabilirler. Özellikle 57. Alay Şehitliği, Conkbayırı ve Kanlısırt gibi noktalar, o günkü yoğun çatışmaların canlı tanıklarıdır. Ziyaretçiler, Gelibolu'da rehberli ziyaretler aracılığıyla bu önemli tarihsel mekanları keşfederken, hem Çanakkale Savaşı'nın derinliğini kavrayacak hem de o günkü kahramanların anılarını yaşatacaklardır.

19 Mayıs 1915'te yaşananlar, sadece bir muharebe günü olmaktan öte, Türk milletinin azmini, fedakârlığını ve vatan sevgisini gösteren önemli bir dönüm noktasıdır. Bugün Gelibolu'yu ziyaret eden her birey, bu topraklarda yatan on binlerce askerin sessiz çığlığını duyar ve o günkü zorlu koşulları hayal etmeye çalışır. Yarımada'da yapılan ziyaretlerde, o günkü taarruzun planlandığı ve icra edildiği bölgeleri görmek, ziyaretçilere tarifsiz duygular yaşatacaktır. Tarihi dokuyu koruma bilinciyle hareket eden her ziyaretçi, bu kutsal emanete sahip çıktığını gösterir.

Ziyaretçi Notları ve Öneriler

  • Ziyaret Saatleri: Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı genel olarak gün doğumu ile gün batımı arasında ziyaret edilebilir. Ancak bazı anıt ve şehitliklerin belirli saatlerde kapalı olabileceği unutulmamalıdır.
  • Ulaşım: Yarımada'ya Eceabat veya Kilitbahir üzerinden ulaşım sağlanabilir. Özel araç, tur otobüsleri veya taksi ile rahatlıkla gezilebilir.
  • Rehberlik: Özellikle 19 Mayıs 1915 gibi spesifik bir konuyu derinlemesine anlamak için, uzman bir tarihçi veya yerel rehber eşliğinde gezilmesi tavsiye edilir.
  • Giyim: Arazi şartlarına uygun, rahat yürüyüş ayakkabıları tercih edilmelidir. Hava durumuna göre şapka, güneş kremi ve su bulundurmak önemlidir.
  • Fotoğrafçılık: Tarihi dokuyu ve anıtları saygıyla fotoğraflayabilir, ancak özel mülk veya askeri alanlarda dikkatli olunmalıdır.

19 Mayıs 1915'in gölgesinde kalan bu topraklar, sadece bir savaş alanı değil, aynı zamanda büyük bir insanlık dersinin verildiği yerdir. Gelibolu Yarımadası'nı ziyaret edenler, geçmişle yüzleşme ve geleceğe dair dersler çıkarma fırsatı bulurlar. Her bir siper, her bir taş, o günkü olayların sessiz tanığıdır ve ziyaretçilere anlatacak çok şeyi vardır. Bu toprakları anlamak, çanakkale savaşının genel seyrini ve o günkü koşulları iyi kavramaktan geçer. Tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkmak, gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur.

Muharebe Sonrası Durum ve Ateşkes

19 Mayıs taarruzunun ardından cephede tansiyon bir süre daha yüksek kaldı. Ancak her iki tarafın da ağır kayıplar vermesi ve özellikle Osmanlı tarafının insan gücü kaybı, cephe hattında biriken cesetlerin kaldırılması sorununu ortaya çıkardı. Siperler arasında kalan binlerce şehit ve ölü askerin varlığı, hem sağlık açısından risk oluşturuyor hem de psikolojik bir baskı yaratıyordu. Bu durum üzerine, Avustralya'lı komutanlar ve Osmanlı 5. Ordu yetkilileri arasında bir ateşkes görüşmesi yapıldı. 24 Mayıs 1915 tarihinde, 9 saatlik bir ateşkes ilan edildi. Bu ateşkes sırasında her iki tarafın askerleri, siperler arasında kalan ölülerini topladı ve defin işlemleri gerçekleştirildi. Bu insani ara, savaşın acımasız yüzünde kısa bir nefes alma imkânı sunsa da, çatışmalar kısa süre sonra yeniden başlayacaktı. 1915 yılı, Gelibolu'da birçok kanlı olaya tanıklık edecekti.


Kaynak: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı — Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı (ÇATAB), Resmî Yayınlar ve Arşiv. canakkaletarihialan.gov.tr

19 mayıs 1915çanakkale savaşı1915kahramankomutangelibolutarihşehitlik

Bu yazıyı paylaş