Çanakkale Savaşı Birlik ve Asker Sayıları: Detaylı Bir Analiz
Çanakkale Savaşı

Çanakkale Savaşı Birlik ve Asker Sayıları: Detaylı Bir Analiz

Serhat Özçelik

8 dk okuma157

Çanakkale Savaşı'nın Başlangıcı ve Genel Stratejiler

18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazı'nda yaşanan deniz muharebesinde, Bouvet, Ocean ve Irresistible zırhlılarının batması ve diğer gemilerin ağır hasar alması, İtilaf Devletleri komutanlığını karasal bir harekatın kaçınılmaz olduğuna ikna etmişti. Bu deniz yenilgisi, Çanakkale Cephesi'nin kaderini tamamen değiştirecek ve Gelibolu Yarımadası'nda tarihin en kanlı çarpışmalarından birine yol açacaktı. Deniz gücüyle hedeflenen İstanbul'a ulaşma hayali, Gelibolu'nun çetin arazisinde eriyip gidecekti. Bu yeni strateji, her iki taraf için de muazzam lojistik ve insan gücü gerektiren büyük bir asker yığınağına neden oldu.

Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı'na resmen girdiğinde, coğrafi konumu nedeniyle birçok cephede savaşmak zorunda kalacak olsa da, Çanakkale Boğazı'nın önemi stratejik olarak diğerlerinden ayrılıyordu. Boğaz'ın düşmesi, müttefik Rusya ile doğrudan bir bağlantı kurulmasını sağlayacak, Osmanlı İmparatorluğu'nu savaş dışı bırakacak ve Orta Avrupa'daki İttifak Devletleri'ne büyük bir darbe vuracaktı. Bu nedenle, hem İtilaf hem de İttifak devletleri, bu cepheye önemli miktarda çanakkale savaşı birlik ve asker sayıları ayırmak zorunda kaldılar.

İtilaf Devletleri'nin Gelibolu Harekatı İçin Yaptığı Hazırlıklar ve Birlik Yapıları

İtilaf Devletleri, Gelibolu Harekatı için başlangıçta Sir Ian Hamilton komutasında Akdeniz Seferi Kuvvetleri'ni (Mediterranean Expeditionary Force – MEF) oluşturdular. Bu kuvvet, İngiliz, Fransız, Avustralya ve Yeni Zelanda (ANZAC) birliklerinden oluşuyordu. Harekatın ilk aşamasında, 25 Nisan 1915 çıkarmaları için önemli bir asker sayısı tahsis edilmişti. Ana çıkarma noktaları Seddülbahir (Cape Helles) ve Arıburnu (Anzac Cove) olarak belirlenmişti.

Başlangıçta İngiliz birlikleri, 29. Tümen ile Seddülbahir bölgesine yönlendirilirken, ANZAC Kolordusu ise Arıburnu'na çıkarma yapacaktı. Fransız birlikleri ise daha çok destek ve Kumkale'ye yanıltıcı bir çıkarma yapmak üzere görevlendirilmişti. Bu ilk dalgada karaya çıkarılan toplam asker sayısı yaklaşık 70.000 civarındaydı. Ancak harekatın uzaması ve beklentilerin karşılanamaması üzerine, bu sayı sürekli artırılacaktı. Özellikle ağustos ayındaki Suvla Koyu çıkarması ile birlikte İngiliz kuvvetlerine takviyeler yapılmış ve toplam İtilaf asker sayısı ciddi oranda yükselmişti.

  • İngiliz Kuvvetleri: 29. Tümen, Kraliyet Donanma Tümeni, 42. (East Lancashire) Tümen, 52. (Lowland) Tümen, 10. (Irish) Tümen, 11. (Northern) Tümen, 13. (Western) Tümen.
  • ANZAC Kolordusu: 1. Avustralya Tümeni, Yeni Zelanda ve Avustralya Tümeni (daha sonra 2. Avustralya Tümeni ve 1. Hint Tugayı da katıldı).
  • Fransız Kuvvetleri: Doğu Seferi Kolordusu (yaklaşık 18.000 askerden oluşuyordu).

Toplamda, 1915 yılı boyunca Gelibolu'ya gönderilen İtilaf askeri sayısı, farklı kaynaklara göre 480.000 ila 500.000 arasında değişiyordu. Bu muazzam asker yığınağı, Gelibolu Yarımadası'nın dar coğrafyasında benzersiz bir çarpışmaya yol açtı. İtilaf Devletleri'nin harekat planları, boğazı geçmek ve İstanbul'u ele geçirmek üzerine kuruluydu. Ancak Osmanlı savunmasının beklenenden çok daha güçlü olması, bu planların suya düşmesine neden oldu.

İtilaf Devletleri'nin Harekat Planları ve Zaman Çizelgesi

İtilaf Devletleri'nin Gelibolu Harekatı'ndaki temel planı, karaya çıkarılacak birliklerin hızla ilerleyerek yarımadayı ele geçirmesi ve böylece Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı topçu mevzilerini etkisiz hale getirmekti. 25 Nisan 1915 tarihindeki çıkarmalar, eş zamanlı olarak Seddülbahir ve Arıburnu'nda gerçekleşti. Seddülbahir'de İngiliz 29. Tümeni, V Beach, W Beach, X Beach, Y Beach ve S Beach olmak üzere beş ana noktadan karaya çıktı. Arıburnu'nda ise ANZAC birlikleri, yanlış bir noktaya çıkmış olsalar da, hemen güçlü bir direnişle karşılaştılar.

Bu ilk çıkarmalar, İtilaf komutanlığının beklediği hızlı ilerlemeyi sağlayamadı. Osmanlı savunması, özellikle kahraman Türk askeri ve komutanlarının iradesi sayesinde, çıkarma yapılan noktalarda şiddetli direniş gösterdi. Ağustos ayında, harekatın başarısızlığını gidermek amacıyla Suvla Koyu'na yeni bir çıkarma yapıldı. Bu çıkarma, ana hedefin Conkbayırı ve Kocaçimen Tepe gibi stratejik noktaları ele geçirmek olduğu, Anafartalar taarruzu ile desteklendi. Ancak bu çabalar da Mustafa Kemal Paşa'nın liderliğindeki Osmanlı birliklerinin kararlı savunması karşısında sonuçsuz kaldı. Harekat, yıl sonuna kadar uzadı ve sonunda Ocak 1916'da İtilaf Devletleri Gelibolu'dan tamamen çekildi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Savunma Hazırlıkları ve Birlik Yapıları

Osmanlı İmparatorluğu, Çanakkale Boğazı'nın öneminin farkındaydı ve savaşın başından itibaren savunma tedbirlerini artırmıştı. Almanya'dan sağlanan askeri danışmanlık ve teçhizatla boğazın her iki yakasında güçlü tahkimatlar ve topçu bataryaları kurulmuştu. Kara savunması ise, özellikle Birinci Dünya Savaşı'nın başlarında, tecrübeli komutan Liman von Sanders Paşa'nın komutasındaki 5. Ordu tarafından yürütülüyordu. Bu ordu, Osmanlı'nın en seçkin tümenlerinden bazılarını içeriyordu.

Çanakkale Cephesi'nde görev yapan Osmanlı birliklerinin sayısı, savaşın farklı evrelerinde değişiklik gösterdi. Deniz harekatının ardından kara çıkarmaları başladığında, Osmanlı 5. Ordu'su yaklaşık 84.000 askerden oluşuyordu. Ancak savaş uzadıkça ve cephedeki şiddet arttıkça, bu sayı sürekli olarak takviyelerle artırıldı. Savaşın en yoğun dönemlerinde, Ağustos 1915'te, Osmanlı'nın Gelibolu Yarımadası'ndaki toplam asker sayısı 200.000'i aşmıştı. Bu birlikler, hem düzenli ordu tümenlerinden hem de gönüllü alaylardan oluşuyordu.

  • 5. Ordu Komutanlığı: Liman von Sanders Paşa (Başlangıçta Boğaz Komutanlığı'na bağlı birlikler, daha sonra 5. Ordu adı altında birleştirildi.)
  • Önemli Tümenler: 3. Kolordu (7. Tümen, 9. Tümen, 11. Tümen), 15. Kolordu (25. Tümen, 26. Tümen), 19. Tümen (Mustafa Kemal Paşa komutasında), 57. Alay (19. Tümen'e bağlı).
  • Toplam Osmanlı Asker Sayısı: Savaşın farklı evrelerinde 84.000'den başlayıp 250.000'e kadar yükselen bir seviye.

Osmanlı askerleri, hem sayıca hem de teçhizat açısından İtilaf kuvvetlerine kıyasla daha dezavantajlı bir konumda olmalarına rağmen, vatan savunması ruhu ve komutanlarının stratejik dehası sayesinde üstün bir direniş gösterdiler. Özellikle Mustafa Kemal Paşa'nın 19. Tümen Komutanı olarak Arıburnu'nda sergilediği önderlik, savaşın seyrini değiştiren kritik anlara sahne oldu. Conkbayırı ve Kocaçimen Tepe gibi stratejik bölgelerin savunulması, çanakkale savaşı'nın kaderini tayin etti.

Osmanlı Savunma Stratejileri ve Kritik Muharebeler

Osmanlı İmparatorluğu'nun savunma stratejisi, Gelibolu Yarımadası'nın doğal yapısından ve mevzi avantajlarından en iyi şekilde yararlanmak üzerine kuruluydu. İtilaf çıkarmalarına karşı geliştirilen savunma hattı, özellikle yüksek tepeler ve derin vadiler üzerinde yoğunlaşıyordu. Osmanlı mühendisleri, siper sistemlerini ve tahkimatları çıkarmaların muhtemel noktalarına göre planlamışlardı. Bu planlama, düşmanın ilerleyişini yavaşlatmayı ve ağır kayıplar verdirmeyi amaçlıyordu.

Savaş boyunca birçok kritik muharebe yaşandı. 25 Nisan çıkarmalarıyla başlayan çatışmalar, cephenin farklı bölgelerinde aylarca sürdü. Seddülbahir'de Alçıtepe Muharebeleri, Kirte Muharebeleri ve Kerevizdere Muharebeleri gibi şiddetli çarpışmalar yaşandı. Arıburnu cephesinde ise Conkbayırı ve Kanlısırt Muharebeleri, her iki taraf için de ağır bedeller ödeten ve stratejik öneme sahip mücadelelerdi. Özellikle 6-10 Ağustos 1915 tarihleri arasında gerçekleşen Anafartalar Muharebeleri, İtilaf Devletleri'nin son büyük taarruzu olup, Mustafa Kemal Paşa'nın emsalsiz liderliğiyle püskürtülmüştü. Bu muharebeler, çanakkale savaşı birlik ve asker sayıları arasındaki farka rağmen Osmanlı'nın direniş gücünü net bir şekilde ortaya koydu.

Osmanlı ordusu, özellikle topçu desteği ve iyi organize edilmiş siper savaşları sayesinde İtilaf kuvvetlerinin kara harekatını durdurmayı başardı. Yarımada genelindeki iletişim ve lojistik ağı da, İtilaf'ın başlangıçtaki beklentilerinin aksine oldukça etkiliydi. Her bir kahraman askerin gösterdiği özveri, bu savunmanın temel taşlarından biriydi.

Savaşın Bilançosu: Kayıp Sayıları ve Çekilme

Çanakkale Savaşı, her iki taraf için de korkunç kayıplara yol açtı. İtilaf Devletleri, yaklaşık 250.000 civarında zayiat verdi. Bu zayiatlar, ölü, yaralı, kayıp ve esirleri kapsıyordu. İngiliz İmparatorluğu (Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan dahil) yaklaşık 205.000, Fransızlar ise 47.000 civarında kayıp yaşadı. Özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda için bu savaş, ulusal kimliklerinin oluşumunda derin bir iz bıraktı. Yaralı ve hasta askerlerin tahliyesi de büyük bir lojistik sorun teşkil ediyordu. Hastalıklar, özellikle tifo ve dizanteri, cephedeki kayıpların önemli bir kısmını oluşturuyordu.

Osmanlı İmparatorluğu'nun kayıpları ise daha da yüksekti. Farklı kaynaklar, Osmanlı'nın toplam zayiatını 250.000 ila 300.000 arasında belirtmektedir. Bu sayının içinde yaklaşık 57.000 ölü asker bulunuyordu. Yaralı, kayıp ve hastalık nedeniyle savaş dışı kalanların sayısı da oldukça fazlaydı. Savaş, Osmanlı'nın en deneyimli ve genç subay kadrosunun önemli bir kısmını da alıp götürmüştü. Birinci Dünya Savaşı'nın diğer cephelerinde de devam eden çatışmalar göz önüne alındığında, Çanakkale'deki bu büyük kayıplar, Osmanlı ordusunun insan gücü rezervleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu. Her şehit asker, bu toprakların savunulması için ödenen büyük bedelin bir parçasıydı.

Savaş Sonrası ve Yarımadanın Bugünkü Durumu

İtilaf Devletleri'nin Ocak 1916'da Gelibolu Yarımadası'ndan çekilmesiyle Çanakkale Savaşı sona erdi. Bu çekilme, Osmanlı İmparatorluğu için büyük bir zafer ve moral kaynağı oldu. Ancak savaşın bıraktığı izler, yarımadada nesiller boyu devam etti. Bugün Gelibolu Yarımadası, bir açık hava müzesi niteliğindedir. Onlarca şehitlik, anıt ve müze, savaşın şiddetini ve her iki tarafın askerlerinin fedakarlıklarını gözler önüne sermektedir. Özellikle 57. Alay Şehitliği, Türk milletinin kahramanlık ruhunun sembollerinden biridir. Yarımada'yı ziyaret edenler, siper hatlarını, anıtları ve savaşın izlerini yakından görebilirler.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, hem yerli hem de yabancı turistler için önemli bir destinasyondur. Her yıl yüz binlerce ziyaretçi, bu kutsal topraklarda yaşananları anlamak ve saygılarını sunmak için gelmektedir. Ziyaretçiler, Kilitbahir Kalesi, Seyit Onbaşı Anıtı, Conkbayırı, 57. Alay Şehitliği ve ANZAC Koyu gibi yerleri gezebilirler. Ziyaret saatleri genellikle 09:00 - 18:00 arasındadır ve park içinde birçok noktaya özel araç veya rehberli turlarla ulaşım sağlanmaktadır. Milli parkın girişinde ve önemli noktalarında bilgilendirme merkezleri bulunmaktadır. Bu bölgeyi derinlemesine anlamak isteyenler için bir rehberli ziyaret, tarihi bağlamı yakalamak açısından oldukça faydalıdır.

Çanakkale Savaşı'nın Dünya Tarihindeki Yeri ve Önemi

Çanakkale Savaşı, sadece Osmanlı İmparatorluğu ve İtilaf Devletleri için değil, aynı zamanda dünya tarihi için de önemli sonuçlar doğurdu. Bu savaş, Birinci Dünya Savaşı'nın süresini uzattı ve Rusya'nın müttefiklerinden yardım almasını engelledi. Ayrıca, Mustafa Kemal Paşa gibi bir komutanın askeri dehasını ortaya çıkardı ve onun Milli Mücadele dönemindeki liderliğinin temellerini attı. ANZAC birlikleri için ise, Gelibolu, ulusal bir kimlik ve gurur kaynağı haline geldi. Avustralya ve Yeni Zelanda'da her yıl 25 Nisan, Anzac Günü olarak anılmakta ve savaşta hayatını kaybedenler minnetle yad edilmektedir.

Savaş, aynı zamanda modern savaş stratejileri ve taktikleri açısından da birçok ders verdi. Siper savaşının, lojistiğin ve deniz-kara harekatlarının koordinasyonunun ne kadar kritik olduğunu gösterdi. İtilaf Devletleri'nin başarısızlığı, gelecekteki askeri harekat planlamalarında dikkate alınması gereken önemli bir örnek teşkil etti. Türk milletinin vatan savunması azmi ve fedakarlığı, bu topraklarda nesiller boyu sürecek bir destan yazdı. Bugün hala Gelibolu Yarımadası'nda yankılanan sessiz çığlıklar, bu büyük mücadelenin ve ödenen bedelin birer anıtıdır.

Bu tarihi bilgiler ve detaylar, çanakkale savaşı birlik ve asker sayıları konusundaki derinlemesine bir anlayış için temel oluşturmaktadır. Gelibolu Yarımadası, tarihin en çetin mücadelelerinden birine ev sahipliği yapmış ve dünya çapında etkileri olan bir dönüm noktası olmuştur. Bu topraklarda yaşananlar, insanlık tarihinin önemli derslerinden birini sunmaya devam etmektedir.


Kaynak: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı — Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı (ÇATAB), Resmî Yayınlar ve Arşiv. canakkaletarihialan.gov.tr

çanakkale savaşıasker sayılarıgelibolu1915kahraman komutanittifakitilaftarih

Bu yazıyı paylaş