Amiral Souchon ve Goeben/Breslau: Çanakkale'nin Alman Komutanı
Çanakkale Savaşı

Amiral Souchon ve Goeben/Breslau: Çanakkale'nin Alman Komutanı

Serhat Özçelik

7 dk okuma68

Amiral Wilhelm Anton Souchon: Çanakkale Savaşının Alman Gölgesi

1914 yılının Ağustos başında, Avrupa'da savaş çanları çalarken, Akdeniz'de beklenmedik bir kovalamaca yaşanıyordu. Alman İmparatorluk Donanması'na bağlı iki modern savaş gemisi, zırhlı kruvazör SMS Goeben ve hafif kruvazör SMS Breslau, İngiliz ve Fransız donanmalarının takibi altında dar boğazlardan sıyrılmaya çalışıyordu. Bu iki geminin ve üzerlerindeki mürettebatın kaderi, sadece Alman İmparatorluğu'nun değil, Osmanlı Devleti'nin de savaşın içine sürüklenmesinde kilit bir rol oynayacaktı. Bu kritik anların baş kahramanı, kuşkusuz, bu filonun komutanı Amiral Wilhelm Anton Souchon idi.

Souchon'un bu riskli manevrası, 10 Ağustos 1914 tarihinde Çanakkale Boğazı'na ulaşmalarıyla sonuçlandı. İngiliz ve Fransız gemilerinden sıyrılmayı başaran Goeben ve Breslau, uluslararası hukukun gri alanında kalan bir diplomatik hamleyle Osmanlı Devleti'ne “satıldı”. Bu satış, aslında bir formaliteydi; gemiler mürettebatıyla birlikte Osmanlı Donanması’na katıldı ve isimleri Yavuz Sultan Selim ile Midilli olarak değiştirildi. Bu gelişme, Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'na girişinin en somut ve belirleyici adımlarından biri oldu ve Souchon, artık Osmanlı Donanması'nda bir komutan olarak görev yapacaktı.

Akdeniz'deki Kovalamaca ve Çanakkale'ye Varış

Amiral Souchon'un komutasındaki Goeben ve Breslau gemileri, 4 Ağustos 1914 tarihinde, Avusturya-Macaristan'ın Sırbistan'a savaş ilan etmesinden birkaç gün sonra, Cezayir kıyılarındaki Fransız limanları Philippeville (bugünkü Skikda) ve Bône'u (bugünkü Annâbe) bombaladı. Bu saldırı, Almanların Fransız sömürgelerine yönelik bir gözdağı niteliğindeydi ve aynı zamanda Akdeniz'deki İngiliz ve Fransız donanmalarının dikkatini çekerek Malta'daki ana üslerinden uzaklaşmalarına neden oldu. Souchon, bu taktikle müttefik kuvvetleri şaşırtmayı amaçlıyordu.

Akdeniz'deki kovalamaca, 6 Ağustos'ta Messina'da kömür ikmali yapıldıktan sonra hız kazandı. İngiliz Amiral Sir Berkeley Milne komutasındaki güçlü donanma, Alman gemilerinin olası kaçış rotalarını kapatmaya çalışıyordu. Ancak Amiral Wilhelm Anton Souchon, son derece cesur ve riskli bir kararla, İngilizlerin beklediği batı yerine doğu yönüne, yani Çanakkale Boğazı'na doğru ilerlemeye başladı. Bu karar, sadece Souchon'un askeri dehasını değil, aynı zamanda Alman İmparatorluğu'nun Osmanlı Devleti'ni savaşa çekme stratejisinin de bir parçasıydı.

10 Ağustos 1914'te, Goeben ve Breslau, İngiliz ve Fransız gemilerinden sıyrılarak Çanakkale Boğazı'na ulaştı. Osmanlı hükümeti, tarafsızlığını korumak adına başlangıçta gemilerin geçişine izin vermese de, Alman Büyükelçisi Wangenheim'ın yoğun diplomatik baskıları ve Talat Paşa gibi bazı Osmanlı liderlerinin Alman yanlısı tutumu sayesinde gemilere geçiş izni verildi. Bu olay, Osmanlı'nın uluslararası arenada tarafsızlık pozisyonunu büyük ölçüde zedeledi ve Müttefik Devletler nezdinde ciddi endişelere yol açtı.

Goeben ve Breslau'nun Osmanlı Donanması'na Katılması

Çanakkale Boğazı'na giren Goeben ve Breslau'nun hukuki statüsü, uluslararası denizcilik yasalarına göre karmaşık bir duruma işaret ediyordu. Bir savaş gemisinin, tarafsız bir devletin limanına sığınması halinde belirli bir süre içinde limandan ayrılması veya enterne edilmesi (alıkonulması) gerekiyordu. Ancak Osmanlı Devleti, Almanların ısrarı ve kendi stratejik çıkarları doğrultusunda farklı bir yol izledi.

16 Ağustos 1914 tarihinde, Osmanlı Hükümeti, iki Alman savaş gemisinin “satın alındığını” duyurdu. Goeben'in adı ‘Yavuz Sultan Selim’, Breslau'nun adı ise ‘Midilli’ olarak değiştirildi. Bu satışın sembolik değeri büyük olsa da, gemiler üzerindeki Alman mürettebatı, başlarında Amiral Wilhelm Anton Souchon olmak üzere, Osmanlı fesleri giyerek görevlerine devam etti. Bu durum, Müttefik Devletler tarafından büyük bir aldatmaca olarak değerlendirildi ve Osmanlı'nın tarafsızlığının ihlali olarak görüldü.

Bu olay, Osmanlı Donanması'nın gücünü önemli ölçüde artırdı. Zira Yavuz ve Midilli, Osmanlı'nın elindeki en modern ve güçlü savaş gemileriydi. Souchon, Osmanlı Donanması Başkomutanlığı'na atandı ve Osmanlı denizcilerini Alman askeri disiplini ve taktikleriyle eğitmeye başladı. Bu entegrasyon, Osmanlı'nın deniz gücünü artırırken, aynı zamanda Müttefiklerin Karadeniz'deki çıkarlarını da tehdit etmeye başladı. Özellikle Rusya, bu durumdan büyük rahatsızlık duyuyordu.

Karadeniz Harekatı ve Osmanlı'nın Savaşa Girişi

Amiral Souchon'un komutasındaki Osmanlı Donanması, 29 Ekim 1914 tarihinde Karadeniz'de ani bir harekat başlattı. Bu harekat, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na resmen girişinin fitilini ateşleyen olay oldu. Souchon'un emriyle Yavuz ve Midilli, Rus limanları Sivastopol, Odessa ve Theodosia'yı bombaladı. Özellikle Sivastopol'daki Rus donanma üssüne yapılan saldırı, Rusya için büyük bir şok etkisi yarattı.

Bu saldırı, Osmanlı hükümetinin tüm itirazlarına rağmen, Alman stratejisi doğrultusunda gerçekleşti. Souchon, bu harekatla Rusya'yı provoke etmeyi ve Osmanlı'yı savaşa tam anlamıyla dahil etmeyi amaçlıyordu. 1 Kasım 1914'te Rusya, Osmanlı'ya savaş ilan etti. Bunu 5 Kasım'da İngiltere ve Fransa takip etti ve böylece Osmanlı Devleti, İttifak Devletleri safında Birinci Dünya Savaşı'na girmiş oldu. Bu süreçte Amiral Wilhelm Anton Souchon, sadece bir komutan değil, aynı zamanda savaşın seyrini değiştiren bir stratejist olarak tarihe geçti.

Çanakkale Savaşı ve Souchon'un Rolü (1915)

1915 yılında başlayan Çanakkale Savaşları, Osmanlı Devleti'nin kaderini belirleyen en önemli mücadelelerden biriydi. Deniz harekatının başlamasıyla birlikte, Amiral Souchon'un komutasındaki Yavuz ve Midilli gemileri stratejik bir rol oynadı. Her ne kadar bu iki gemi doğrudan cephe hattında aktif çatışmalara girmese de, varlıkları dahi Müttefik donanması için ciddi bir tehdit unsuru oluşturuyordu. Özellikle Yavuz, ağır zırhı ve güçlü toplarıyla Boğaz savunmasında caydırıcı bir güçtü.

Souchon, İstanbul ve Boğazlar'ın savunmasında önemli bir koordinasyon görevi üstlendi. Deniz mayın hatlarının döşenmesi ve kıyı bataryalarının güçlendirilmesi gibi çalışmalarda Alman uzmanların bilgi birikimini Osmanlı ordusuyla paylaştı. Mart 1915'te Müttefik donanmasının Boğaz'ı zorlama girişimleri sırasında, Yavuz ve Midilli doğrudan çatışmaya girmemiş olsa da, Souchon'un deniz stratejileri ve mayın hatlarının doğru konumlandırılması, Müttefik gemilerinin ağır kayıplar vermesinde etkili oldu. 18 Mart 1915 günü, Ocean, Irresistible ve Bouvet gibi üç zırhlı gemi mayınlara çarparak battı, Inflexible ve Gaulois ise ciddi hasar aldı.

Bu dönemde, Amiral Wilhelm Anton Souchon'un ana görevi, Karadeniz'de Rus donanmasına karşı aktif operasyonlar yürütmek ve Rusya'nın güney cephesini meşgul etmekti. Bu operasyonlar, Çanakkale Cephesi'ndeki Osmanlı kuvvetleri üzerindeki baskıyı hafifletmeyi amaçlıyordu. Souchon, Karadeniz'de çeşitli bombardıman ve konvoy koruma görevleri üstlendi, Rus savaş gemileriyle birkaç kez çatışmaya girdi. Bu mücadeleler, Karadeniz'deki deniz üstünlüğünü sürekli olarak dengelemeye çalıştı.

Souchon'un Sonraki Kariyeri ve Mirası

Amiral Souchon, Osmanlı Donanması'ndaki görevine 1917 yılına kadar devam etti. Osmanlı Devleti'nin savaş kabiliyetine büyük katkılar sağlayan Souchon, aynı zamanda Osmanlı deniz gücünün modernleşmesinde de önemli bir rol oynadı. 1917 yılında Almanya'ya geri dönen Souchon, Kaiserliche Marine'de (Alman İmparatorluk Donanması) farklı görevlerde bulundu. Alman savaş gemilerinin Baltık Denizi'ndeki operasyonlarında komutanlık yaptı ve Kiel Deniz Üssü Komutanı olarak atandı. Kahraman bir komutan olarak tanınan Souchon, askeri kariyeri boyunca birçok madalya ve nişan ile taltif edildi.

Souchon'un mirası, Birinci Dünya Savaşı'nın en tartışmalı ve stratejik figürlerinden biri olmasıyla öne çıkıyor. Onun Goeben ve Breslau ile Çanakkale'ye gelişi ve Karadeniz'deki operasyonları, Osmanlı'nın savaşa girişini hızlandırmakla kalmadı, aynı zamanda savaşın genel seyrini de derinden etkiledi. Özellikle 1915 yılındaki Çanakkale Savaşları'nda dolaylı olarak oynadığı rol, Gelibolu Yarımadası'ndaki mücadelenin deniz boyutunu anlamak açısından kritik öneme sahiptir.

Gelibolu Yarımadası'nda Souchon'un İzleri ve Ziyaret Notları

Gelibolu Yarımadası, Çanakkale Savaşı'nın yaşandığı kutsal bir coğrafya olup, Amiral Souchon'un adının doğrudan geçmediği ancak stratejik kararlarının etkilerinin hissedildiği birçok noktayı barındırır. Seyit Onbaşı Anıtı'ndan Şahindere Şehitliği'ne, Conkbayırı'ndan Anafartalar'a kadar her yer, Boğaz'ın geçilmezliğini ve bu geçilmezlikte Yavuz ve Midilli'nin varlığının psikolojik etkisini fısıldar.

Çanakkale Deniz Müzesi, bu döneme ait önemli eserleri ve bilgileri barındıran bir merkezdir. Müzede, Yavuz ve Midilli'ye ait bazı fotoğraf ve belgeler görülebilir. Ayrıca, Nusret Mayın Gemisi'nin aslına uygun kopyası da burada sergilenmektedir. Müze, hafta içi her gün 09:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Müzeye giriş ücreti 30 TL'dir. Çanakkale şehir merkezinden müzeye ulaşım, toplu taşıma araçları veya taksilerle kolaylıkla sağlanabilir. Müze, Kordon boyunda, feribot iskelesine yaklaşık 500 metre mesafede yer alır.

Gelibolu Yarımadası'nı ziyaret ederken, Eceabat'tan başlayarak güneydeki Seddülbahir'e kadar uzanan tarihi güzergahı takip etmek, Amiral Wilhelm Anton Souchon'un stratejik hamlelerinin sonuçlarını daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır. Ziyaretçiler, özellikle Kilitbahir Kalesi gibi Boğaz'ın kilit noktalarını, Seyit Onbaşı Anıtı'nı ve 18 Mart Şehitler Abidesi'ni mutlaka görmelidir. Bu noktalar, deniz savaşlarının ve mayın hatlarının önemini gözler önüne serer. Günlük rehberli ziyaretler, bu tarihi derinliği daha iyi kavramak için idealdir. Örneğin, bir Çanakkale Şehitlik Turu, yaklaşık 6-8 saat sürmekte ve tüm önemli noktaları kapsamaktadır. Öğle yemeği ve müze girişleri genellikle bu turlara dahildir.

Sonuç

Amiral Wilhelm Anton Souchon, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin savaşa girişinde ve özellikle 1915 Çanakkale Savaşları'nın deniz cephesinde dolaylı da olsa büyük bir etkiye sahip olmuş bir kahraman ve stratejik komutandır. Goeben ve Breslau gemileriyle Çanakkale'ye gelişi, Karadeniz'deki operasyonları, Osmanlı'nın deniz gücünün modernleşmesine katkıları, onun tarihteki yerini sağlamlaştırmıştır. Souchon'un cesur kararları ve taktiksel zekası, savaşın seyrini değiştirmiş, Osmanlı Devleti'nin kaderini belirlemede önemli bir rol oynamıştır. Bugün Gelibolu Yarımadası'nda atılan her adımda, bu büyük deniz stratejisinin izlerini ve derin etkilerini hissetmek mümkündür.


Kaynak: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı — Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı (ÇATAB), Resmî Yayınlar ve Arşiv. canakkaletarihialan.gov.tr

İlgili Çanakkale Savaşı Yazıları

amiral wilhelm anton souchonçanakkale savaşı1915komutangoeben breslauosmanlı donanmasıdeniz savaşıgelibolu yarımadası

Bu yazıyı paylaş